Vicdan rahatlığıyla tüketim
Yeni trendin adı „Lohas“: Kısaltma, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam tarzını niteliyor. Bu gruba dahil olanlar hem zevkten ödün vermiyorlar hem de ekolojik ilkelere sadık kalıyorlar
Max Rauner
Peter Parwan
Çocukken papa ya da başbakan olmayı hayal ediyordu. Claudia Langer, hiyerarşinin en tepesinde ancak böylesi etkili bir konumun verdiği güçle dünyanın değiştirilebileceğine inanıyordu o zamanlar. Bu dileklerinin gerçeğe dönüşme şansı olmadı ve 12 yıl içinde satacağı, kendi reklam ajansını kurdu. Claudia Langer dünyayı değiştirmeye hala niyetli, ama kendine yeni bir srateji belirlemiş: bu sefer tabandan yukarı doğru. Geçtiğimiz yıl internet portalı “utopia.de”yi kurdu. “Ben tüketicilerin sahip oldukları güce inanıyorum” diyor 43 yaşındaki Langer.
“Stratejik tüketim ve sürdürülebilir yaşam tarzı” için internet portalı utopia.de, Almanya’daki yeni ekolojik hareketin öncü kuvvetlerinden. Yarım yıl içerisinde sitede hesap açmış olan 17.000’i aşkın “ütopyacı”, çatılara kurulacak güneş pilleri, cilt bakımı için doğal kozmetik ürünler ve doğaya en az zarar vererek nasıl kayak tatili yapılabileceği üzerine konuşup tartışıyorlar. 80’lerde başlayan ekolojik hareketle ise gerçek anlamda bir ilgileri yok. Savaş karşıtı gösteriler yerine “wellness hotel”lerine gidiyor, mısır gevreği yerine bio-mango yiyor, ekolojik yaşam biçimini feragatle değil hazla birleştiriyorlar. “Daha güzel bir dünya için tüket!”, şeklinde formüle etmiş, her gün sorumluluklarının ve hayatın gerçeklerinin çelişmesiyle başa çıkmaya çalışan ve kimi zaman akşam evde çocuklarıyla zaman geçirebilmek için iş gezisinden uçakla dönmek durumunda kalan Langer.
Sürdürülebilir tüketim trendine ilişkin sosyologlar ve pazar araştırmacıları; Avustralya’dan ABD’ye, Asya’dan Avrupa’ya uzanan gözlemler yapıyorlar. Bu doğrultuda öncü akımlardan “Lohas” kavramı üzerinde karar kılınmış. Lohas, Lifestyle of Health and Sustainability’nin, yani sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam tarzının kısaltması. “Sürdürülebilirlik temelli toplumsal akımlar uzun zamandır mevcut”, diyor Heidelberg’de bulunan pazar araştırması enstitüsü Sinus Sociovision’dan sosyolog Thomas Perry ve ekliyor “fakat Lohasçılar bu akımlara yeni bir profil kazandırıyorlar.” Peki getirdikleri fark ne? “Lohasçılar keşişvari feragat anlayışını bir yana koyup sürdürülebilirliği zevk alma ilkesiyle bir araya getirdiler.” Etik-ekolojik tüketim rehberi Fred Grimm’in dediği gibi: “Çok sayıda insan vicdanına karşı gelerek tüketmeye her geçen gün daha zor razı geliyor.”
Düşünce yapısındaki bu değişikliklerin birçok tetikleyicisi var. Son dönemde ise delidana hastalığı ve Almanya’da yaşanan gıda skandalı birçok insanı biyo ürünler satın almaya yöneltti. Eskiden bunun için zencefil ya da buğday benzeri bir adı olan, örümcek ağı bağlamış kasasıyla ve eciş bücüş havuçlarıyla bir ekolojik bakkala gitmek gerekirken, bugün ucuzluk marketlerinde dahi biyo sebze-meyve bulmak ya da “basic” gibi modern biyo marketlerinden alışveriş yapmak mümkün. “Müşterilerimizin yerel, zararlı maddeler içermeyen güvenilir gıda ürünleri, yani biyo ürünleri tercih ettiklerini fark ettik”, açıklamasını yapıyor “basic” marketlerinin kurucularından Georg Schweisfurth. “Aynı zamanda günümüzde yüksek kaliteli ürünün satışında ayrılmaz birer parça olan, göze hitap eden sunum, bol seçenek ve zevkli ve modern bir mağaza tasarımı gibi kriterleri de gözettik.”
2007 başında Dünya İklim Raporu’nun açıklanmasıyla bu hareket daha da hız kazandı. “Bütün olumsuz çevresel verilerin ani bir hızla artışı, tüm ülkede birçok dalgası yarattı ”, diyor araştırmacı Thomas Perry. Lohas, politik değil, gücünü yandaşlarının satın alma gücünden alan bir hareket. Stuttgart’taki Hohenheim Üniversitesi Çevre Yönetimi Bölümü profesörü iktisatçı Werner F. Schulz, Almanya’daki eko tüketicilerin sayısını yaklaşık olarak 8 milyon, yıllık alım güçlerini ise yaklaşık 200 milyar Avro olarak tahmin ediyor (bkz. sayfa 8’de yer alan röportaj). Schulz emin konuşuyor: “ Bu büyük akım sürekliliğini koruyacak.”
Heidelberg’deki Sinus Enstitüsü’nün sosyal bilimcileri ise Alman nüfusunda Lohasçıların oranına ilişkin %20 gibi dikkat çekici bir tahminde bulunuyorlar. Microm adlı pazar araştırmaları kuruluşuyla ortak bir çalışmayla, nüfusu 70.000’in üzerinde olan her şehri kapsayan ve bu şehirlerdeki Lohasçıların oranını yansıtan bir atlas hazırlamışlar. Lohasın başkenti Baden-Württemberg eyaletinde bulunan Tübingen; onu Hamburg yakınlarındaki Norderstedt ile Ingolstadt, Freiburg, Münster ve Potsdam izliyor. İki yıldır “lohas.de” adresindeki internet sayfasını hazırlayan ve lohas-lifestyle.de adresinde sürdürülebilirlik üzerine bir internet güncesi hazırlayan Peter Parwan “Burada söz konusu olan bir devrim değil”, diyor. İnsanlar yaşam kalitesini yükseltme arayışındalar. “Bence bu daha ziyade apolitik bir oluşum.”
Sosyolog Thomas Perry, Lohasçıların eski eko aktivistlerine göre daha rahat bir yaklaşım içinde oldukları saptamasını yapıyor. “Daha pragmatik bir yaklaşım sergiliyor ve bir zamanların ölümüne mücadelesini benimsemiyorlar.” Bu pragmatist yaklaşım, iki Almanya’nın birleşmesiyle ilişkilendiriliyor: “1990’da birçok ideoloji çöktü.” Fakat Heidelbergli sosyologa göre Lohas kesinlikle apolitik değil. “Burada piyasanın başka bir politika doğrultusunda evrilmesini sağlamak amacıyla, satın alma gücünün kullanılması söz konusu. Bu elbette politik bir hareket, her ne kadar kurumsallaşmış politik sistemin dışında kalsa da.”
Birçok ticari kuruluş uzun zamandır Lohasçıları gözüne kestirmiş durumda. Onlara eko elektrik, hibrid otomobiller, doğal kremler ya da özel yapım meyve içecekleri satıyorlar. Inga Koster, Marco Knauf ve Nicolas Lecloux adındaki üç üniversite öğrencisi, piyasaya sürdükleri “true fruits” adını verdikleri şeker ve katkı maddesi içermeyen meyveli içecekleriyle doğru damarı yakalamış görünüyorlar. Aynı zamanda büyük işletmeler de, ister termoelektrik santralleri üzerinden enerji sağlasınlar, ister araba endüstrisine dahil olsunlar, kendilerine çevreci, yeşil bir görünüm vermeye çalışıyor. Küresel ısınmaya yönelik tartışmanın alevlenmesinden bu yana çeşitli kampanyalarla bu hedef kitlenin nabzına göre şerbet vermeye çalışıyorlar. Tabii işin acemileri için neyin gerçekten yeşil, neyinse yeşile boyanmış olduğunu ayırmak kolay değil.
Peki eko hareketin kendisi sürdürülebilir bir fenomen mi? Lohasın hüküm sürdüğü bir toplum mu oluşacak? Her ne kadar Lohas birçoklarınca şüpheyle karşılansa da, yeni uyanan ve geniş kitlelere yayılan sürdürülebilirlik bilinci kolay kolay ortadan kalkacak gibi görünmüyor. “Konu gündemde kalacak”, diyor Frankfurt’taki Sosyo-ekolojik Araştırma Enstitüsü’nden Konrad Götz. Bugünkü koşullar 30 yıl öncesine göre çok farklı: Sürdürülebilir kalkınma Birleşik Devletler’den Almanya başbakanına dek herkesin gündeminde yer alıyor. Endüstri bu yönde yeniliklere imza atıyor. Ayrıca ekolojik bilinci yüksek geniş bir hedef kitle mevcut. “Bu yeni bir kombinasyon”, diyor Götz. Ve kendinden emin bir şekilde ekliyor: “Bu öyle kolay kolay geriye döndürülebilecek bir süreç değil kesinlikle.”