Ermeniler’in özür metni izinsiz kullanılmış
Ermeni aydınların hazırladığı özür kampanyasında, makalesi temel alınan Prof. Dennis Papazian, metnin izinsiz kullanıldığını söyledi. Papazian kampanyanın amacına ulaşacağından da şüpheli. NTVMSNBC’ye konuşan Türk aydınlara göre ise kampanya umut verici.
Ermeni aydınların özür kampanyasını ‘naif’ olarak nitelendiren Papazian, bu kampanyanın amacına ulaşacağına ise şüphe ile yaklaşıyor. Dennis Papazian, yaklaşık bir buçuk aydır devam eden Türkiye’deki özür kampanyasını ise olumlu buluyor.
Türkiye’deki özür kampanyası yaklaşık 30 bin imzaya ulaşırken, kampanyayı destekleyen Türk aydınlar da NTVMSNBC’ye her iki tarafın kampanyasını değerlendirdi. Türk aydınlar iki kampanyayı da olumlu ve umut verici buluyor.
Ermeni aydınlardan özür kampanyası
Diaspora: Özür kampanyası bir kandırmaca
Dennis Papazian (Ermeni kökenli ABD’li Emekli Akademisyen)
KAMPANYAYI BİLMİYORUM
“Dürüst olmak gerekirse Gakavian’ın kullandığı metin, benim daha önce yazdığım kişisel bir metindi. Bu anlamda ben aslında bir şeyi başlatmadım ve Gakavian’ın başlattığı kampanyanın ne olduğunu da tam olarak bilmiyorum.
| Dennis Papazian |
TÜRKLER’İN KAMPANYASI CESUR
Aslına bakarsanız, Türk entelektüeller bir süre önce bir metin imzaladılar ki bence o çok daha güçlü ve anlamlı bir metindi. Ermenilerin bireysel olarak hazırlayacağı herhangi bir metin, o metinle karşılaştırıldığında sönük kalacaktır. Çünkü Türk örneğinde siyasi baskı ve kamu baskısı var. Ermeniler için böyle bir şey söz konusu değil. Bu yüzden ben Türklerin hamlesini takdir ediyorum. Bence Türklerin yaptığı dünyayı sarsacak bir açıklama. Çok cesur açıklamalar yaptılar. Türkiye’deki durumdan ötürü bu açıklama daha zordu. Bu açıklamayı yapmak daha tehlikeli olabilir. Çünkü Türkiye’de 301 olduğunu biliyoruz.
Profesör Gakavian’ın kampanyasına gelince... Kendisini tanıyorum, ama çok yakın arkadaşım değildir. Araştırmalarını bilirim. Gakavian’ın neden böyle bir kampanyaya kalkıştığını anlayamıyorum, amacının ne olduğunu da tam olarak bilmiyorum. Uzlaşmadan bahsediyor, ama ben onun kampanyasının uzlaşma ile ilgisi var mı, bilemiyorum. Bence yok. Uzlaşı daha direkt ilişki gerektiren bir süreç. Ancak karşılıklı konuşarak olabilir.
İNTİHAL SÖZ KONUSU
Kampanyanın benim yazdığınız bir metin temelinde başlamış olmasına gelince, korkarım ki orada intihal durumu söz konusu. Benim iznim olmadan bu metinler kullanıldı. Yine de Gakavian’ın çok iyi bir insan olduğunu düşünüyorum. İyi bir şey yapmak istiyor, bu işi iyi niyetle, naif bir şekilde yaptığını düşünüyorum. Ama bu metinleri bu kampanya için kullanırken, benim iznim alınmadı.
DİYALOĞA KATKISI OLMAZ
Böyle bir hamlenin Türk-Ermeni diyaloğuna katkıda bulunacağına pek inanmıyorum. Çünkü benim uzlaşmadan anladığım, insanların karşılıklı olarak neler istediklerini, o sorundan ne anladıklarını söylemeleridir. İnsanlar bunu tartışmalıdır. Ben bu konuyla ilgili mailler görmek ya da destekleri görmek isterim. Ancak bu doğal bir şekilde olmalıdır. Özür mektubu ile bu olur mu bilmiyorum.
Ermeni Diasporası içinde her zaman farklı sesler vardı. Bence Türk medyası Diaspora’yı tek bir sesmiş gibi gösteriyor. Bizim farklı düşüncelerimiz, farklı yorumlarımız var. Herkes söylemek istediğini söylüyor. Diasporayı temsil eden tek bir ses yok.”
Cengiz Aktar
BİREYSEL AMA ÇOK ÖNEMLİ
“15 Aralık’ta Türkiye’de başlayan kampanyaya Ermeniler’den, hem yurt içinden, hem yurt dışından pek çok sözlü ve yazılı tepki geldi. Bunların arasında bugüne kadar en önemlisi, Fransız Ermenileri’nin başlattığı ve pek çok imzanın toplandığı ‘şükran’ kampanyasıydı.
| Cengiz Aktar |
Radikal’de yayınlanan haberde bahsi geçen Armen Gakavian’ın girişimi şimdilik bireysel olarak dursa da içerik itibariyle çok önemli bir girişim. Arkası ne kadar gelecek, bilemiyoruz ama 15 Aralık’ta Türkiye’de başlayan kampanyaya ile bugün arasındaki bütün olumlu tepkileri alt alta koyarsak Gakavian’kinin çok ileri bir girişim olduğunu söyleyebiliriz. Bu, çok kapsayıcı ve pek çok nazik konuya parmak basan bir girişim. Bunun dışında başka girişimler de var.
Glendail Üniversitesi’nden Azadian adlı bir Amerikalı Ermeni akademisyenin ve Marsilya’da yaşayan John Kehalyan’ın Liberation Gazetesi’nde yayınlanana makaleleri var. Bunun dışında yine ABD’de yaşlı bir Ermeni asıllı Profesör Dennis Papazian çok kısa bir şahsi özür yazdı. Bu gazetelere yansımadı ama internette çok dolaştı. Şimdi de Armen Gakavian’ın bu uzun ve kapsamlı özrü geldi. Bunlar yazılı olan tepkiler bunların dışında pek çok da olumlu sözlü şifahi tepki var.
TABULAR ÇATLIYOR
Bunların ötesinde belki de en önemli kampanya Fransa’da düzenlenen ‘şükran’ kampanyasıydı. Bu kampanya bir yere kadar geldi ama Gakavian’ın yazdıkları kadar ileriye giden ifadeler içermiyor. Her türlü şiddete karşıyız gibi çok genel ifadeler kullanıyor. Anlaşılan o ki en azından şimdilik Fransa’daki diaspora bunun ötesine geçemeyecek ama şu çok önemli; diasporada Avustralya’da olsun, Avrupa’da olsun, Kuzey Amerika’da olsun Türkiye’de başlayan kampanya muazzam ve derin bir tartışma başlattı. Artık en radikal gruplar dahi bu kampanyayı dikkate almak durumundalar ve aldılar da. Bu çok önemli. Türkiye’de belki bir tabu çatladı ama orada da bir tabu çatladı.
Şunu da unutmamak lazım. Olayı yaşamış ya da çok yakından bilen yaşlı Ermeniler bu Türkiye’de başlayan kampanya ile muazzam bir şükran duygusuna girmiştir. Bu ahir ömrümüzde bunu da görecekmişiz diye için için sevindiler. Bu çeşit girişimler belki yazılan çizilen kadar önemlidir.
Gakavian’ın girişimine geri dönersek, hazırlanan metinde Fransa’daki kampanyanın ötesinde, ASALA terörüne atıflar var. Türkiye’nin hafızasında da zaten ağırlıklı olarak ASALA’nın cinayetleri var.Bu anlamda Gakavian’ın metninin çok daha ileri giden bir metin olduğunu söyleyebiliriz.
DİYALOG HALKLAR ARASINDA OLMALI
Geçtiğimiz günlerde, yine Kuzey Amerikalı bir Ermeni olan Haçik Muratyan bir yazı yazdı. Bu yazıda şunları söylüyor. Eğer günün birinde Ermeniler ile Türkler barışacaksa bu imza kampanyası gibi bireysel yurttaş girişimleri ile olacak diyor. Futbol diplomasisi gibi girişimler önemlidir ama bunlar gerçek diyalog halklar arasındaki diyalogdur diyor. Bu çok önemli bir tespit. Ben de aynı fikirde olduğum için böyle bir işe ön ayak oldum. Burada artık yapılması gereken bunun altını ve içini doldurmak. Bir şey başladı artık bunun içini doldurmak lazım. Pek çok girişim zaten var. İş adamlarının ya da kültür insanlarının girişimleri var, Ermenistan ile Türkiye arasında pek çok gidip gelme var artık, bunların daha hızlanması gerekiyor. Bu çerçeveden baktığınızda, diplomatik ilişkinin bile o kadar önemli yok. Diplomatik ilişki bununla birlikte gelir zaten. Bir de Türkiye’nin sınırını açması bu başlayan sürecin içinin doldurulmasını daha kolaylaştıracaktır. Çünkü insanlar gidecek-gelecek, farklı bir ilişki başlayacak, birbirlerinin yüzüne bakılacak. Bu böyle başlayacak.
EZBERLER BOZULUYOR
Bizim başlattığımız proje de bu çabalara destek amaçlıydı. Bu kampanyanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. İnternet üzerinden böylesine nazik bir konuda, halka açık bir kampanya örneği dünyada yok. Amacına ilk günlerinde ulaştı zaten. İlk olarak Türkiye’de bu konu üzerinde oluşmuş ezberler bozuluverdi. Tabu çatladı. Ayrıca yurtdışından gelen olumlu tepkiler Türkiye’de yeterince yansımıyor ama bu kampanya dünyanın her yerinde konuşuluyor. Demek ki burada bir şey olmuş ve oluyor. Bu anlamda içeriye baktığımızda, verilen olumlu tepkileri bir kenara bırakalım, burada bir şekilde bir tartışma başladı. Aşırı şablon ve klişe üzerinden konuşuluyor ama buna rağmen kafalarda soru işaretleri belirmeye başladı. Belki de en önemlisi bu kampanyaya katılan 30 bine yakın Türk insanı, 90 küsur yıldır bu konuda söylenenlere inanamadığını, bunların doğru olmadığını dile getirdi ki bu bile diyalog açısından ve gerçekler açısından çok büyük bir kazanımdır. Ve Türkiye’nin geçmişiyle ve gerçeklerle yüzleşebilmesi açısından.
Etyen Mahçupyan (AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)
DİASPORA DA TARTIŞIYOR
“Gakavian’ın bu girişimi Türkiye’deki özür kampanyasının ortaya çıkmasıyla bağlantılı bir adım. Eğer son dönemdeki yakınlaşma yalnızca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyareti veya resmi temaslar boyutunda kalsaydı böyle bir girişim olmayacaktı. Türkiye’den gelen jeste insani bir jestler cevap vermek isteyen Ermeniler var. Anladığım kadarıyla Diaspora Ermeni’lerinin bir bölümü böyle düşünüyor, öte yandan böyle düşünmeyen ve konuya daha milliyetçi bakanlar da hala mevcut. Genel olarak diaspora içerisinde bir tartışma var. Ama sonuç olarak ilişkilerin nereden nereye gittiğine dair bir analiz yapacak olursak, herhalde ileride bunun önemli bir adım olduğunu söylemek durumunda olacağız. Çünkü sadece devletler arasında ilişkilerin düzelmesiyle olacak bir şey değil bu. Toplumların da birbirine yeniden bakmasının sağlanması gerekiyor. Son girişim bu yönde önemli bir adım bu bence.
| Etyen Mahçupyan |
TEK DİASPORA YOK
Bizler buradan sadece diasporada duyduğumuz sesi fark ediyoruz ve o sesin bütün diasporaya ait olduğunu sanıyoruz. Aslında diasporadan duyulan ses çok siyasi ve diasporanın az bir kısmını temsil ediyor. Genel olarak diasporada sıradan, sade insanlar çok daha ‘rahat’ bakıyorlar meselelere. Dolayısıyla şu anda ortaya çıkan şey, diasporanın ruh hali açısından çok radikal bir şey değil. Yine de bunun söylenmesi önemli, çünkü şimdiye kadar bu tür tartışmalara hiç cevaz verilmedi. Orada da milliyetçi bir hegemonya var ve bu milliyetçi hegemonya kırılamamıştı. Ama şimdi çatlaklar var. Diasporada milliyetçiler de değişti, aslında son gelişmelerin ardında da biraz bu yatıyor. Milliyetçilerin kendi içinde de bir değişim yaşandı ve şimdi o kırılıyor. O yüzden de diaspora dediğimiz zaman belki de ilk kez diasporanın gerçek sesini duyacağız.
EŞİK AŞILDI
Bundan sonra neler yapılması gerektiğine gelince. Son dönemde zaten dünyanın pek çok yerinde Türk-Ermeni dernekleri kuruldu. Türkler ve Ermeniler yurtdışında tarihi ve geleceği yeniden ele alacak olan bir başka bakış, karşılıklı konuşma, anlama ve benzeri adımları atıyorlar. Dolayısıyla zaten böyle bir şey var ve bunun önünün alınması da çok mümkün değil bence. Bir eşik geçildi. Bir normalleşme yaşanacak. Bunun engellenmesi mümkün değil. Bu normalleşme de çok yönlü bir normalleşme. Kimsenin kontrolünde olan bir şey olmayacak bu. Yaşayıp göreceğimiz bir şey. Muhtemelen kültürel ve sanata yönelik çok fazla projenin ortaya çıkacağına tanık olacağız. Belki de ortak bilimsel çalışmaların ortaya çıktığını göreceğiz. Bence şu anda sanat, kültür ve bilim alanı çok verimli bir alan olarak karşımıza çıkıyor.