9 Temmuz 2008 Çarşamba

Orhan Pamuk'un Nobel Konuşması

Pamuk’un Nobel Konuşması Hataları

…Bu metin aslında Orhan Pamuk’un bütün yazarlık özelliklerini taşıyordu:
Parlak bir ana fikir… Dikkatle seçilmiş yan konular ve ana fikir ile yan konular arasında ilginç geçişler… Güzel bir kurgu…

1) Babasının kendisiyle konuşurken takındığı tavrı anlatırken: “Her zamanki şakacı, alaycı havasını takınarak...” diyor. Bir baba oğluyla konuşurken, şakacı ise, hoşgörülü ve arkadaşçadır. Alaycı ise, onu küçümseyen bir tavır içindedir. Bu iki sözcük bir arada çelişik olmuş.
2) “… Bavulun etrafında birkaç gün ona hiç dokumadan aşağı yukarı yürüdüğümü hatırlıyorum.” Bavulun etrafında, aşağı yukarı yürünmez, dolaşılır. Hele metinde anlatıldığına göre bavulun duvar kenarında durduğu düşünülürse, etrafında yürümek zaten olanlıksız.
3) “… Bazen de evden işyerine bir yük taşırken taşırdı onu.” “…taşırken taşırdı…”, sözcük tekrarından dolayı kötü Türkçe. Örneğin, “…taşırken kullanırdı…” denebilirdi.
4) “…babamın eşyalarını karıştırdığımı…” “Eşya”, şey’in çoğuludur. Eşyalar denilmez Osmanlı kültürü üzerine kitap yazan Pamuk’un halkın genellikle yaptığı bu hatadan kaçınması beklenirdi.
5) “Babam da bunu bildiği için tedbirini almış, bavulun içindekileri ciddiye almayan bir hava da takınmıştı.” Babasının başka bir havası olmadığı için, “da” vurgusu yanlış.
6) “Ama edebiyatı yeterince ciddiye almadığı için babama kızmak bile istemiyordum…” “Bile” sözcüğü yine vurgu amaçlı, ama yanlış kullanılmış.
7) “İranlı eski nakkaşlardan söz ederken yazarlık mesleğinden, kendi hayatımdan söz ettiğimi de biliyordum.” Yine sözcük tekrarı var.
8) “… Kendimin de bir gün ayrı bir evde böyle bir kütüphanemin, hatta daha iyisinin olacağını, kitaplardan kendime bir dünya kuracağımı düşlerdi.” Hem sözcük tekrarı var, hem de birinci “kendimin” yerine “benim” kullanılmalıydı.
9) “… Özellikle Paris’ten ve Amerika’dan aldığı kitaplarla, gençliğinde istanbul’da 1940’lardan ve 50’lerdeki yabancı dilde kitap satan dükkânlardan aldıklarıyla…” sözcük tekrarı var.
10) “Bu duyguları, bütün genişlikleri, yan sonuçları, sinir başları, iç düğümleri ve çeşit çeşit renkleriyle ben yıllar boyunca okuyup yazarak, kendim masa başında araştırmış, keşfetmiş, derinleştirmiştim.” “Ben” ve “kendim” sözcükleri fazla. Vurgu için kullanıldıysa, biri yetebilirdi.
11) “…bitip tükenmeyen aşağılanma hayalleri…” “Hayal” olumlu bir imge için kullanılır. “Aşağılanma hayali” olmaz, aşağılanma korkusu, kuşkusu olabilir.
12) “Ama hikâyemin bana daha da derin bir suçluluk duydurtan bir simetrisi, o gün hemen hatırladığımı bir diğer yarısı var.” “Duydurtan” sözcüğü yanlış. “Hissettiren” denebilirdi.
13) Babasının bavulu, tek bir kez çanta olarak da geçiyor. Bavul ve çanta ayrı şeyler. Birbirinin yerine kullanılamaz.

Medya Notu, Emre KONGAR